Aktif Kullanıcılar

3 kullanıcı çevrimiçi (2 kullanıcı Haberler sayfasında)

Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 3

Devamını Oku...

Yeni Üyeler

eysude 2015/1/4
afbaba 2014/11/18
bukethocam 2014/11/3
gunbatimi 2014/10/31
ORHANAFACAN 2014/7/31
idilgungoren 2014/3/3
ahmetyasemin 2014/2/22
muharrem 2014/2/19
necat46 2014/1/31
involucre 2014/1/12

Site İçi Arama

Site Sayacı

Bugün : 358
Dün : 1110
Bu Hafta : 7059
Bu Ay : 23081
Toplam : 2445174

Eğitimciler Sitesi Arama Motoru

Önceki Yazı Sonraki Yazı Yazıcı Dostu Sayfa Bu yazıyı arkadaşına gönder Bu  yazıdan PDF oluştur
Eğitim Haberleri : Eğitimde gizli müfredat dönemi
Gönderen Tarih: 2011/12/7 21:30:00 ( 2076 Okuma )

Eğitimde gizli müfredat diye bir kavram var. Bazen buna örtük program da diyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi müfredatta yeri olmayan eğitme ve öğretme konularının hedef kitleye gizlice benimsetilmesidir. Bir düşüncenin, tutumun, davranışın gizli bir şekilde öğretilmesi onun, toplumun tüm kesimlerinin mutabık olmadığı yasa dışı bir durum olduğunu gösterir. Hile yoluyla topluma ya da bireylere kazandırılmaya çalışılan fikirler, resmi müfredatı etkisizleştirmenin yoludur. İşin tuhafı bu yola en çok ve etkin araçlarla başvuran da devlet oluyor.


Gizli belletme, kuşkusuz sadece okullarda uygulanan bir yöntem değil. Fakat bilinçaltı en kolay işgal edilecek yaş grubunu oluşturduğu için hep çocuklar/öğrenciler hedef oluyor bu musibete. En çok da dincilerle milliyetçiler musallat oluyor çocuklarımıza.

BirGün'ün cuma günü manşet yaptığı Dersimiz Said-i Nursi haberi, gizli müfredatın eğitim kurumlarında nasıl ve hangi yöntemlerle uygulandığını gösteren çarpıcı bir örnekti. Milli Eğitim Bakanlığı, Nur cemaatinin öğretilerini eğitim filmlerinin arasına sıkıştırıp öğrencilerin okumalarını sağlıyormuş. Böylece Bakanlık, öğrencileri “din farkı gözetmeden laiklik ilkesine göre eğitme amacını etkisiz kılmaya çalışıyor. Yani kendi kendine hile yapıyor!

Örnek olarak verdiğimiz resim ise Bursa Türk Ocağının öğrenciler arasında düzenlediği “Şiir ve Deneme Yarışması';nın afişi. Tam bir gizli müfredat örneği… Güya kuruluş yıldönümlerini kutluyorlar! Yarışma konusuna bakın; Türkiye, Türkçe, Atatürk, Türk Milliyetçiliği, Türk Olmak, Şehitlik, Gazilik ve Vatan Sevgisi

Son bir örnek, Şuurlu Öğretmenler Derneğinin (Bu derneğe üye olmayan öğretmenler şuursuz olmalı!) Bakanlık onayı ile okullarda düzenlediği Kısa Film Senaryo yarışmasından. Başvuru süresi hafta sonu biten yarışmanın amacı öğrencilere senaryo yazma becerisi kazandırmak değil. Yarışmanın onaylanmış amacı Milli şuurun gelişmesine katkıda bulunmak.

Her üç örnekte de gördüğümüz gibi din ve milliyetçilik öğrencilerin zihnine kazınmaya çalışılıyor. Sanki öğretim programları ve ders kitaplarının milliyetçi, dinci, ayrımcı içerikleri yetersizmiş gibi… Din ve milliyetçiliği eğitimin merkezine koyup öğrencileri onun çevresinde toplayan, buna arka çıkan ve hatta itiraz etmeyen demokrat olamaz. Değişimden, küresel değerlerden söz etmesi hepten sahtekârlık olur.

NOT:Gizli Müfredat konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere Eleştirel Pedagoji dergisinin 18. (Kasım – Aralık) sayısındaki Örtük Program (Gökhan Baş) başlıklı yazıyı önerebilirim.

***

Haberimiz Meclis gündeminde

Dersimiz Said-i Nursi haberi ne ilk siyasi tepki CHP Gurup Başkan Vekili Muharrem İnce’den geldi. İnce, Meclis Başkanlığına verdiği soru önergesinde, aşağıdaki soruların Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından yanıtlamasını istiyor:

“2 Aralık 2011 tarihinde Birgün gazetesinde yayınlanan “Dersimiz Said-i Nursi” başlıklı haberde, Bakanlığınıza bağlı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün okullara yönelik film hazırlama biriminde çalıştığı söylenen İ. D adlı şahıs kaynak gösterilerek bazı iddialar dile getirilmiştir.

Buna göre;

1. Haberde yer aldığı biçimiyle, Bakanlık görevlisinin söylediği gibi Said-i Nursi tarafından yazılmış “Risale-i Nur” adlı dini öğretilere, eğitim aracı olarak okullara gönderilen filmlerde yer verilmiş midir?

2. Eğitim amacıyla hazırlanan filmlerin senaryolarının dini cemaatlerden mail yoluyla istendiği doğru mudur?

3. Gazete haberinde İ. D’nin açıklamalarını kaynak göstererek Bakanlığınızın Alevilikle ilgili olarak okullara gönderilmek üzere film vb. hazırlığı içinde olduğu ve bu filmlerde Risale-i Nur’dan alınan metinlerin de kullanacağı belirtilmektedir. Bu bilgiler doğru mudur?

4. Bakanlık görevlisi İ.D, “Risale-i Nur” adlı metinlerin yakın zamanda ders kitaplarına gireceğinden söz etmektedir? Bakanlığın böyle bir çalışması bulunmakta mıdır?

5. Habere göre İ. D’nin, yukarıda adı verilen birimde üç yıl önce görevlendirilmiş bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın adı geçen şahsa, internet ortamında yayımlanan Eğitim ve e-Portal şubesinde video, ses ve fotoğraf üretim grubu koordinatörlüğü; Açık Öğretim Lisesinde rehberlik, e-dergi ve tanıtım filmleri hazırlama, Müzik Portalı kurma, uluslararası kuruluşlarla yürütülen çalışmalarda komisyon başkanlığı, hizmetiçi eğitmenliği, jüri üyeliği ve akademik toplantılara bildiri sunmak gibi yüksek uzmanlık gerektiren görevler verildiği belirtilmektedir. İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi mezunu bir kişiyi, bu tür görevler için yeterli buluyor musunuz?

6. Adı geçen şahıs İstanbul İlim Kültür Vakfındaki toplantıya Bakanlığınız adına mı katılmıştır? Yukarıda iddia edilen konular doğrudan Bakanlığınızın faaliyetleriyle ilgilidir. Bu nedenle Bakanlığın bu toplantı ve içeriğiyle ilgili bir bilgisi var mıdır?”

***

“Ben bu meseleyi cumhurbaşkanının karşısında da söylerim başbakanın da”

Son iki haftada yaptığımız ve ikisi de manşet olan haberlerimizin kahramanlarından birer açıklama geldi. Bir Dinozor’un Anıları kitabını öğrencilerine öneren öğretmeni soruşturan muhakkik, haberimiz üzerine bu görevden çekildiğini açıkladı. Amacımızın şahıslar olmadığını, tehlikeli bulduğumuz bir anlayışı yaygınlaşmadan teşhir etmek olduğunu belirterek bu davranışından dolayı Adem Öksüz’ü kutladım.

Dersimiz Said-i Nursi haberinin kahramanı İbrahim Demirkan ise haber konusu olmaktan keyif almışa benziyor. Haberimizi doğruluğunu onayladığı gibi “bu türden konuşmaları her türlü mekanda kameralı ve kamerasız yaptım” diye bir de itirafta bulunuyor. Dahası, “ben bu meseleyi cumhurbaşkanının karşısında da söylerim başbakanın da” diyerek bir çıkışta bulunuyor.

“Bu mesele” dediği, öğrenciler için hazırlanan her türden eğitim materyalinin komisyon incelemesinden geçip uygunluk kararı aldıktan sonra yayımlanması gerektiği yasa hükmünü çiğnemek; Said-i Nursi risalelerine hileli yöntemlerle filmlerde yer vermek, çekecekleri eğitim filmlerinin senaryosunu cemaatlerden istemek vb.

Söyleyecek bir şey yok, onun bu çıkışını Abdullan Gül ile R. Tayyip Erdoğan’a havale ediyorum.


ÜNAL ÖZMEN- Birgün

Derece: 1.00 (1 oy) - Bu haberi derecelendir -

Tags:         
Önceki Yazı Sonraki Yazı Yazıcı Dostu Sayfa Bu yazıyı arkadaşına gönder Bu  yazıdan PDF oluştur
Yorumların sorumluluğu gönderen üyelerimize aittir. Yorumların içeriğinden, yorumu gönderen üyelerimiz sorumludur.
Gönderen Mesaj
Mesude
Gönderilme: 2011/12/15 17:28  Güncellendi: 2011/12/15 17:28
Moderator
Kayıt: 2010/4/8
İtibaren: İstanbul
Gönderiler: 104
 Re: Eğitimde gizli müfredat dönemi
Daha neler göreceğiz bakalım...:(

Son Gönderilen Dosyalar

En Çok İndirilen Dosyalar